E-Posta: Şifre: Beni Hatırla | Şifremi Unuttum

Kronik Lenfositik Lösemi
 















  • KLL Hakkında Genel Bilgiler


    Kronik lenfositik lösemi (KLL) lenfosit gelişiminde yer alan tek bir kemik iliği hücresindeki akkiz (doğumda var olmayan) DNA değişikliğinden (mutasyon) kaynaklanır. KLL hastalarının %95’inde bu değişiklik B lenfositinde ortaya çıkar. KLL hastalarının kalan %5’inde normal hücreden lösemik hücreye dönen hücre T lenfosit veya DÖ hücre özellikleri taşır. Bu nedenle, üç temel lenfosit tipinden herhangi biri (T hücresi, B hücresi veya DÖ hücre) B-hücreli KLL ile ilişkili hastalıklara neden olan malign transformasyona uğrayabilir. Aşağıdaki şekilde normal Lenfosit Gelişimi görülmektedir.

     
    Bilim adamları bu değişikliğe neyin sebep olduğunu halen anlayamamışlardır. Kemik iliği hücresi lösemik değişikliğe uğradığında birçok hücreye bölünür. KLL hücreleri büyür ve normal hücrelerden daha çok yaşar; zamanla normal hücrelerin yerini alırlar.
      
    Sonuçta kemik iliğinde KLL hücreleri kontrolsüz olarak büyür ve kanda KLL hücre sayısının artışına neden olur. KLL hastalarının kemik iliğinde akümüle olan lösemik hücreler, normal kan hücresi üretimini akut lenfositik lösemideki kadar kapsamlı şekilde engellemez. Bu önemli bir ayrımdır: KLL’nin erken evresinin genellikle daha az şiddetli olmasının nedenidir.
     
    KLL farklı biçimlerde ortaya çıkar. Bazı hastalarda hastalık yavaş ilerlemektedir. Kan hücresi sayımında minimum değişiklikler olan kişiler (kan lenfositleri sayısında artış ve kırmızı küre sayısında az miktarda düşüş olması veya hiç olmaması, normal nötrofil ve platelet sayısı) yıllarca stabil kalabilir. Diğer KLL hastalarında hızlı ilerleyen hastalık formu vardır—KLL hücreleri kemik iliğinde ve kanda akümüle olur ve kırmızı küre ve platelet sayısında belirgin düşüş vardır.
     
    Hızlı ilerleyen KLL hastalarında şunlar görülür
     
    • Komşu organlarda kompresyona neden olan lenf nodu genişlemesi. Örneğin, abdomendeki genişlemiş lenf nodları gastrointestinal kanal ve/veya üriner kanalın fonksiyonlarına karışabilir.
     
    • Bazen düşük nötrofil sayısıyla birlikte giden ve rekürren enfeksiyonlara neden olan şiddetli immünglobulin eksikliği.
     
    Hastalık rehberi için tıklayınız.


  • İnsidans


    KLL 60 yaş ve üzerindeki kişilerde genç erişkinlerden daha sık görülür. KLL görülen kişi sayısı 50 yaşın üzerinde artmaktadır.
    Az sayıda hasta otuzlu veya kırklı yaşlarında KLL tanısı alır. Çocuklarda KLL görülmez.

     
  • Belirti ve Bulgular


    KLL semptomları genellikle zamanla gelişir. KLL hastalığın erken döneminde hastanın iyilik hali üzerinde az miktarda etki gösterir. Bazı KLL hastalarında hiçbir semptom yoktur. Yıllık fiziksel veya tıbbi incelemenin bir parçası olarak veya başka bir hastalık nedeniyle yapılan kan testlerinden elde edilen anormal sonuçlar nedeniyle hastalıktan şüphelenilebilir. Beyaz küre (lenfosit) sayısındaki artış doktorun KLL tanısını dikkate almasına neden olan en yaygın bulgudur.

    Hastalığın erken dönemlerinde KLL genellikle kişinin iyilik halini olumsuz etkilemez.
    KLL’ nin belirti ve bulgularının birçoğunun başka hastalıklara bağlı ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Tanı koymak için özgün kan ve kemik iliği tetkikleri yapılmalıdır.
    KLL bazı belirti ve bulguları aşağıdadır:
     
    Çabuk yorulma: Sağlıklı alyuvar sayısının azalması ve KLL hücrelerinin çoğalmasına bağlı olarak kişinin enerjisi azalır.
    Normal aktiviteler sırasında nefes darlığı: Sağlıklı alyuvar sayısının azalması ve KLL hücrelerinin çoğalmasına bağlıdır.
    Lenf nodları ve dalakta büyüme. KLL hücreleri çoğaldıkça çok sayıdaki KLL hücresi lenf nodları veya dalakta birikebilir.
    Enfeksiyonlar. Kemik iliğinde çok fazla sayıda KLL hücresi bulunan kişilerde ciltte ve vücudun diğer bölgelerinde tekrarlayan enfeksiyonlar görülür. Bunun sebebi, KLL hücrelerinin enfeksiyonlara karşı sağlıklı lenfositler kadar iyi mücadele edememesidir.
    Kilo kaybı. Bazı KLL hastaları daha az yemeleri ve/veya daha fazla enerji harcamaları nedeniyle kilo kaybederler.
     
    Bazı hastalarda ağrı, ateş ve gece terlemeleri gibi başka belirtiler de bulunabilir.
  • Nedenler ve Risk Faktörleri


    KLL genellikle herhangi bir çevresel veya eksternal faktöre eşlik etmemektedir. Ancak, Ulusal Bilim Akademisi Tıp Enstitüsü Vietnam’da kullanılan herbisidlerle KLL arasındaki “ilişkinin kanıtlarını” ortaya koyan “Gaziler ve Turuncu Etmen, 2002 Güncelleştirmesi” raporunu yayınladı.
     
    KLL hastalarının birinci derece akrabalarında KLL gelişimi olasılığı KLL hastası birinci derece akrabası olmayanlara göre üç – dört kat daha fazladır. Ancak, risk yine de küçüktür. Örneğin, KLL hastasının 60-yaşındaki kardeşi veya çocuğunda KLL gelişme olasılığı 10.000’de 3 – 4 iken, aile hikayesi olmayan 60 yaşındaki herhangi bir bireyin şansı 10.000’de 1’dir.

     
  • Tanı


    Kan Hücresi Sayısı ve İncelemesi. KLL tanısı genellikle kan hücresi sayısı ve kan hücreleri incelemesi sonucunda konur. KLL hastasında lenfosit sayısı artmıştır. Platelet sayısı ve kırmızı küre sayısı da düşük olabilir; hastalığın erken evrelerinde bu sayılar genellikle sadece hafifçe düşmüştür.
     
    Kemik İliği İncelemesi. KLL tanısı koymak için genellikle kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi gerekli değildir. Bununla birlikte, genellikle tedavi başlamadan önce bu testlerin yapılması önerilir—test sonuçları daha sonra tedavi etkilerinin değerlendirilmesi için temel veriler sağlar. Tekrarlayan kemik iliği biyopsileri hastalık ile tedavi sonrasında belirli bir zaman sürecinde iyileşmesi beklenmeyen kan hücresi sayısı düşüklüğüne neden olan tedaviyle ilişkili sebeplerin ayrılmasında yararlıdır.
     
    KLL hastalarında kemik iliği incelemesi kemik iliğindeki lenfosit sayısında artış ve sıklıkla normal kemik iliği hücrelerinde düşüş göstermektedir. Kemik iliği biyopsi sonuçları KLL’nin dört karakteristik özelliğinden birini gösterecektir: nodüler, interstisiyel, karma veya diffüz.
     
    İmmünofenotipleme.
    Lenfositlerin “immünofenotiplemesi” kanser hücrelerini normal immün hücrelerle karşılaştırarak KLL ve diğer lösemi ve lenfoma tiplerine tanı koymak için kullanılan önemli bir süreçtir. Test sonuçları bireyin lenfositlerinin monoklonal (tek bir kanser hücresinden derive edilen) olup olmadığını gösterir. Bu bulgu önemlidir çünkü lösemiyi erişkinlerde nadiren görülen nonkanseröz orijinli lenfositi artışından ayırmaktadır. Kandaki lenfosit sayısı hafif bir artış gösterdiğinde bu test özellikle önem kazanmaktadır. İmmünofenotipleme KLL hücrelerinin B-hücresi gelişimindeki değişiklikten mi yoksa T-hücresi gelişimindeki değişiklikten mi kaynaklandığını göstermektedir. Birçok KLL hastası B-hücre tipidir.
     
    İmmünofenotipleme “akım sitometre” olarak adlandırılan aygıtla yapılır. Kan veya kemik iliğinden alınan hücre örneği hücre yüzeyindeki bir bölgeye spesifik antikorla etiketlenir. Hücreler akım sitometresine gider ve lazer ışınından geçer; hücreler antikora-spesifik yüzey özelliği taşıyorsa, ışık saçar ve sayılırlar.
     
    Immünglobulin Seviyeleri. Kanda immünglobulin (gamma globulin) konsantrasyonu ölçümü bir diğer önemli testtir. İmmünglobulinler sağlıklı bireylerde vücudu enfeksiyondan korumak için B hücreleri tarafından yapılan ve “antikorlar” olarak adlandırılan proteinlerdir. KLL hücreleri etkin antikorlar yapamaz. KLL hücreleri geride kalan normal lenfositlerin antikor yapma yeteneğini de engeller. Sonuç olarak KLL’li bireylerde immünglobulin seviyesi düşüktür ve hastaların enfeksiyon riski artmıştır.
     
     
  • KLL Tedavisi


    Bugünkü tedaviler KLL hastalarını iyileştirmemektedir, fakat hastalıkla başa çıkmaya yarayan bazı tedaviler mevcuttur. KLL tedavileri aşağıdakileri içermektedir
     
    • Gözle ve bekle
    • Tek veya kombinasyon ilaç tedavisi
    • Kan hücresi büyüme faktörleri
    • Radyasyon tedavisi
    • Splenektomi
    • Klinik çalışma içinde tedavi
    - Yeni ilaçlar veya yeni ilaç kombinasyonları ile ilaç tedavisi
    - Yüksek-doz kemoterapi ve allojenik kök hücre transplantasyonu.
     
    KLL tedavisinin hedefleri
     
    • KLL hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak
    • Uzun süreli remisyon sağlamak (KLL bulguları olmadığında ve/veya hastalar günlük aktivitelerini yerine getirmek konusunda yeterince iyi hissettiklerinde)
    • Enfeksiyon, halsizlik veya diğer semptomları olan hastaların daha iyi hissetmelerine yardım etmektir.
     
    Bazı KLL hastaları hastalık ilerlemeden önce yıllarca gözle ve bekle yaklaşımıyla izlenebilirler. KLL hastasının tedavi kararı bir dizi faktöre dayanır 
     
    KLL hastası genellikle hematolog veya onkolog tarafından tedavi edilir. Hastalara lösemi tedavisinde uzmanlaşmış bir doktora danışmaları ve bir klinik çalışmaya katılmalarının önerilip önerilmediği de dahil olmak üzere kendileri için en uygun tedavi seçeneklerini doktorlarıyla konuşmaları tavsiye edilir.
     
    KLL Hastalarını Tedavi Etme Kararını Etkileyen Bazı Faktörler
    -Kan lenfosit sayısında relatif olarak hızlı artış
    -Lenf nodları büyümesi
    -Dalak büyümesi
    -Aneminin kötüleşmesi
    -Platelet sayısının düşmesi
    *Bu faktörlerin bazıları aynı anda mevcuttur.
     
    Gözle ve Bekle. Kan sayımında minimum değişiklikler olan ve hiçbir semptomu olmayan KLL hastaları genellikle sadece izlenirler. Bu yaklaşım hastalığın stabil durumda mı yoksa ilerlemekte mi olduğuna karar vermek için tıbbi muayene ve periyodik test yapılmasını içermektedir. Gözle ve bekle yaklaşımıyla tedavi edilen KLL hastalarında ateş veya diğer enfeksiyon ya da hastalık belirtileri gelişirse doktorları tıbbi destek verir. Hastalık ilerlemeye başlarsa veya ilerlediğinde aktif tedaviye başlanır.
     
    Bireyler KLL tanısı aldıklarında genellikle endişe duyarlar ve ardından tedaviye hemen başlamayacaklarını öğrenirler. Gözle ve bekle yaklaşımının kan sayımında minimum değişiklikler olan ve hiçbir semptomu bulunmayan KLL hastaları için güncel standart tedavi yaklaşımı olduğunu bilmek önemlidir. Birçok çalışmada düşük riskli KLL hastalarında gözle ve bekle yaklaşımıyla erken tedavi yaklaşımı karşılaştırıldı. Bugüne kadar düşük riskli KLL hastalarında erken tedavinin faydası gösterilememiştir. Birçok çalışma hastalığı erken evrede olan vakalarda alkilleyici ajan kullanımının sürviyi uzatmadığını göstermiştir. Semptomları olmayan KLL hastalarında tedavinin ertelenmesi ile erken tedavi karşılaştırması klinik çalışmalarda sürmekte olan çalışma alanıdır.
     
    İlaç Tedavileri
     
    Aşağıdaki tedaviler yeni tanı konmuş KLL, relaps gösteren KLL veya refrakter KLL hastalarını tedavi etmek için kullanılabilir  
    Orta derecede veya yüksek riskli hastalık taşıyan hastalar genellikle kemoterapi ve/veya monoklonal antikor terapisiyle tedavi edilirler. Önerilen tedavi seçeneği genellikle hastanın genel sağlık durumu ve hastalığın evresine dayanmaktadır. Yaş bazı tedavi tipleri için bir faktör olabilir.
     
    Kemoterapi. Fludarabin  KLL tedavisinde uygulanan en etkin kemoterapilerden biri olarak kabul edilmektedir. Fludarabin ve siklofosfamid —FC; fludarabin ve rituksimab—FR; fludarabin, siklofosfamid ve rituksimab—FCR— içeren ilaç kombinasyonları genellikle orta derecede veya yüksek riskli KLL hastalarını tedavi etmek için kullanılır. Tek başına fludarabin tedavisi ile FC veya çeşitli FCR rejimleri ile yapılan tedaviyi karşılaştıran çalışmalar kombinasyon tedavilerinin daha önce tedavi edilmemiş KLL hastalarında tam cevap sıklığını belirgin şekilde artırdığını göstermiştir. 

    Hangi hastaların FCR tedavisinden buna karşılık hangilerinin diğer KLL tedavilerinden fayda sağlayabileceğini saptamak için ilave klinik çalışmalar yapılması gereklidir. Buna ilaveten fludarabin ile diğer ilaçları kombine eden tedavilerle ilgili klinik çalışmalar halen yürütülmektedir.
     
    Bendamustin KLL tedavisinde onaylanan diğer bir kemoterapidir. Bendamustin ile rituksimab ve lenalidomid (RevlimidR) gibi diğer ilaçların kombinasyonu halen klinik çalışmalarda KLL hastalarının tedavisinde kullanılmaktadır.
     
    Monoklonal Antikor Tedavisi. Monoklonal antikorlar laboratuarda biyomühendislikle elde edilen proteinlerdir. Her monoklonal antikor tedavisi hücre üzerindeki spesifik bir molekülü tanımlamak üzere tasarlanmaktadır. Monoklonal antikor tedavisi molekülü hedef almakta, hücreye yapışmakta ve hücrenin ölümüne neden olmaktadır.
     
    Monoklonal antikor tedavileri rituksimab ve alemtuzumab  KLL hastalarını tedavi etmek için kullanılmaktadırlar.  Rituksimab KLL hücresi yüzeyinde CD20’yi hedef almaktadır; alemtuzumab CD52’yi hedefler. Alemtuzumab KLL tedavisinde tek ajan olarak onaylanmıştır. Hem rituksimab hem de alemtuzumab birçok KLL hastasının tedavi edilmesinde çok etkili olmuştur.
     
    Klinik çalışmalarda bu tedavilerle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. Daha önce tedavi edilmemiş ve refrakter veya relaps gösteren KLL hastalarının tedavisinde ofatumumab  ve lumiliksimab gibi diğer yeni monoklonal antikorların tek başına veya kemoterapi ile kombine olarak kullanımıyla ilgili klinik çalışmalar sürdürülmektedir.
     
    Birçok kemoterapi normal doku hücrelerinin yanı sıra KLL hücrelerini de etkiler. Monoklonal
    antikor tedavisi bazı normal lenfositleri etkileyebilir fakat diğer birçok hücreyi koruyabilir. Her ne kadar hastanın veni içine monoklonal antikor infüzyonu kısa süreli ateş, titreme ve kan basıncı düşmesine neden olabilirse de, bireyler genellikle monoklonal antikor tedavisinde kemoterapiden daha az sıkıntı verici yan etki yaşarlar.

    Kan Hücresi Büyüme Faktörleri. KLL tedavisi düşük kırmızı küre sayısı ve düşük beyaz küre sayısını artırmak için kan hücresi büyüme faktörlerinin uygulanmasını içerebilir. Kan hücresi büyüme faktörleriyle tedavi KLL hastalarının yüksek doz kemoterapiye ait yan etkileri tolere etmelerine yardım edebilir.
     
    Radyasyon Tedavisi. Lenf nodu kitlelerini ve böbrek, gastrointestinal kanal veya gırtlak gibi komşu vücut parçasının fonksiyonunu engelleyen kitleleri küçültmek için bazen radyasyon kullanılır.
     
    Splenektomi. KLL hücreleri dalakta birikebilir ve bazı KLL hastalarında sorun yaratabilir. Çok büyümüş dalağın cerrahi olarak çıkarılması (splenektomi) kan hücresi sayısını artırabilir. Bu yaklaşım seçici bir tarzda kullanılır çünkü sadece hastanın dalağı KLL’den etkilenmişse yararlı olur.
     
    Kronik Lenfositik Lösemi Tedavisinde Kullanılan Bazı İlaçlar
     
    Kemoterapi
    Bendamustin
    Klorambusil
    Kladribin
    Siklofosfamid
    Doksorubisin
    Fludarabin
    Prednizon
    Vinkristin
     
    Monoklonal Antikor Tedavisi
    Alemtuzumab
    Lumiliksimab*
    Ofatumumab*
    Rituksimab*
     
    Diğer İlaçlar
    Flavopiridol [kinaz inhibitörü]*
    Lenalidomid* [immünmodülatör]
     
    *Klinik çalışmalarda üzerinde çalışma yapılmaktadır
     
    Relaps Gösteren veya Refrakter KLL. “Relaps gösteren KLL” tedaviye cevap veren fakat altı ay veya daha sonra tedavi cevabı duran hastalık için terimdir. “Refrakter hastalık” remisyonla sonuçlanmayan (fakat stabil olan) KLL veya son tedaviden itibaren altı ay içinde kötüleşen hastalık için kullanılan terimdir.
     
    Relaps gösteren veya refrakter KLL tedavisi alan hastalar daha fazla tedavi sonrasında kaliteli remisyon yılları geçirirler. Relaps gösteren KLL hastalarının tedavi kılavuzu genellikle yeni tanı konan hastaların tedavisiyle aynıdır.
     
    İlk tedavi sonrasında kısa sürede progresyon gösteren refrakter KLL hastaları ve/veya del 17p olan KLL hücreleri taşıyan hastalar genellikle standart kemoterapiye cevap vermezler. Bu hastalara, klinik çalışma içindeki tedavinin kendileri için iyi bir seçenek olup olmadığını doktorlarıyla konuşmaları tavsiye edilmektedir. İlaç tedavileri veya allojenik kök hücre transplantasyonu için klinik inceleme protokolleri uygun tedavi seçenekleri sunabilir.

     
  • KLL Tedavisinin Amaçları


    KLL tedavisinde deneyimli hekimlerin yer aldığı bir merkezde tedavi görmek önem taşımaktadır.
     
    KLL tedavisinin amaçları şunlardır:
     
    -KLL hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatmak
    -Uzun süreli remisyon sağlamak (KLL bulgularının olmaması ve/veya kişinin kendini günlük aktivitelerini yapabilecek kadar iyi hissetmesi)
    -Enfeksiyon, halsizlik ve diğer belirtiler bulunan kişilerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak

     
  • Tedavi Planlama ve Evreleme


    Evreleme. KLL evrelemesi hem hastalığın nasıl ilerlediğini değerlendirme hem de tedavi planını geliştirme konusunda doktora yardımcı olur. KLL evreleme sistemlerinde dikkate alınanlar şunlardır
     
    • Kan ve kemik iliği lösemik lenfosit sayısında artış
    • Lenf nodlarının boyutu ve dağılımı
    • Dalak boyutu
    • Anemi derecesi ve kan platelet sayısındaki azalmanın derecesi.
     
    Rai Evreleme Sistemi
    Tanı Anında Evre ve Bulgular
    Düşük Risk—0
    Dolaşan kanda ve kemik iliğinde lenfosit sayısının anormal artışı
     
    Orta Risk—I & II
    Dolaşan kanda ve kemik iliğinde lenfosit sayısının anormal artışı ve lenf nodları genişlemesi
    veya
    Dolaşan kanda ve kemik iliğinde lenfosit sayısının anormal artışı ve dalak ve/veya karaciğer büyümesi
     
    Yüksek Risk—III & IV
    Dolaşan kanda ve kemik iliğinde lenfosit sayısının anormal artışı ve anemi (hemoglobin <11 g/dL)
    veya
    Dolaşan kanda ve kemik iliğinde lenfosit sayısının anormal artışı ve platelet sayısı düşüklüğü (plateletler <100,000/μL)
     
    Binet Evreleme Sistemi
    Tanı Anında Evre ve Bulgular
    A
    Dolaşan kanda lenfosit sayısının anormal artışı ve <3 alanda palpe edilebilir genişlemiş lenfoid doku
    B
    Dolaşan kanda lenfosit sayısının anormal artışı ve >3 alanda palpe edilebilir genişlemiş lenfoid doku
    C
    B ile aynı niteliklerin yanı sıra anemi (erkeklerde hemoglobin <11 g/dL veya kadınlarda hemoglobin <10 g/dL) veya düşük platelet sayısı (platelet <100,000/μL)
     
    Kromozom Değişiklikleri. Bazı kromozom değişiklikleri doktorların yakın tıbbi takip veya bazı tedavi tiplerinden fayda sağlayabilecek olan KLL hastalarını belirlemelerine yardım edebilir. KLL hastalarının yaklaşık yarısında “G bant karyotipleme” adı verilen bir yöntemle test edildiğinde kromozom anomalileri bulunan KLL hücreleri vardır. KLL hastalarının yaklaşık %80’inde “floresan in situ hibridizasyon (FISH)” adı verilen yöntemle test yapıldığında kromozom anomalileri saptanmaktadır. Aşağıda daha sık rastlanan kromozom anomalilerinden bazı örnekler bulunmaktadır:
     
    Del 13q
    Kromozom 13’ün uzun kolundaki delesyon (del 13q) en sık rastlanan kromozom anomalisidir. Başka hiçbir kromozom anomalisiyle birlikte olmayan del 13q relatif olarak daha olumlu sonuçlara neden olmaktadır.
     
    Trizomi 12
    Hastaların yaklaşık %10-20’sinde olması gerektiği gibi iki kromozom yerine üç tane kromozom 12 (trizomi 12) taşıyan KLL hücreleri vardır. Trizomi 12 orta derecede riskli KLL ile ilişkilidir. Diğer kromozom anomalileriyle birlikte giden trizomi 12 tek başına trizomi 12’den daha fazla risk taşımaktadır.
     
    Del 11q
    KLL hastalarının %20’ye varan bölümünde KLL hücrelerinde kromozom 11’in uzun kolunda delesyon vardır (del 11q). Del 11q olan KLL hastalarının bir bölümü daha gençtir ve yüksek riskli hastalık taşımaktadır.
     
    Kromozom 14 veya Kromozom 6
    KLL hücrelerindeki kromozom 14 veya kromozom 6 yapısal anomalileri yüksek riskli hastalığa işaret etmektedir.
     
    Del 17p
    KLL hastalarının yaklaşık %10’unda kromozom 17’nin kısa kolunda delesyon vardır (del 17p). Bu bölgede tipik olarak delesyona uğrayan kritik gen TP53’tür. Del 17p olan KLL hastalarında yüksek riskli hastalık eğilimi vardır ve bu hastalar genellikle standart başlangıç tedavisine cevap vermezler.
     
    Diğer faktörler hızlı ilerleyen hastalığın (yüksek riskli KLL) belirtisi olabilir ve doktorun yakın takibinin gerekli olduğuna işaret edebilir. Örneğin:
     
    Kan lenfosit çiftleşmesi Lenfosit sayısı bir yıl içinde iki katına çıkan KLL hastalarında yüksek riskli KLL vardır ve bu hastaların yakın takibi gereklidir; stabil kalan lenfosit sayısı relatif olarak düşük riske işaret etmektedir.
     
    B2M KLL hücrelerinden yayılan bir protein olan serum beta 2-mikroglobulin seviyesinin yüksekliği hastalığın daha fazla yayıldığını gösterir. Birçok çalışmada B2M ve CD23 gibi diğer serum markırlarının sürvi ve progresyonsuz sürvinin öngörülmesine yardım edebileceği bulunmuştur. Bu markırlara ait testler standardize edilmelidir ve KLL hastalarının tedavisindeki relatif değerini belirlemek için klinik çalışmalar içinde daha fazla çalışma yürütülmelidir.
     
    CD38 CD immün hücre yüzeyindeki spesifik molekülü tanımlamak için bir sayı ile birlikte kullanılan “küme işareti” teriminin kısaltmasıdır. KLL hücreleri üzerindeki CD38 ifadesi yüksek riskli KLL göstergesi olabilir.
     
    Mutasyona uğramamış IgHvMutasyona uğramamış immünglobulin ağır zincir değişken bölge geni (IgHv) yüksek riskli hastalık olasılığına işaret etmektedir.
     
    ZAP-70 ZAP-70 (zeta ile ilişkili protein 70) artışı yüksek riskli hastalıkla ilişkili olabilir.
     
    ZAP-70 değerlendirmesini standardize etmek ve Zap-70, CD38 ekspresyonu ve mutasyona uğramamış IgHv’ninKLL hastalarının tedavisini nasıl etkileyeceğini belirlemek için daha fazla klinik çalışma yürütülmelidir.

  • Yineleyen veya Refrakter KLL'de Tedavi


    “Yineleyen KLL” önce tedaviye yanıt veren, ancak tedaviden altı ay veya daha uzun süre sonra yanıtın kaybolduğu KLL vakaları için kullanılan terimdir. “Refrakter KLL” ise remisyona girmeyen (stabil kalabilir) veya son tedavinin uygulanmasından sonraki altı ay içinde daha kötüye giden KLL vakaları için kullanılan terimdir.

    Yineleyen veya refrakter KLL hastaları ek tedavi ile genellikle yıllarca remisyonda kalarak kaliteli bir yaşam sürer. Yineleyen veya refrakter KLL hastalarında genellikle yeni tanı konulan kişilerdeki tedavi yöntemleri uygulanır. Ancak, bazı refrakter KLL hastalarında aşağıdaki durumlar ortaya çıkabilir:

    -İlk tedaviden sonra KLL hücre çoğalması (hastalığın ilerlemesi) olan kısa bir dönem
    -17p delesyonu (kromozom değişikliği) olan KLL hücreleri

    Bu tür KLL hastalarında standart ilaç tedavisine yanıt alınmayabilir. Bu hastalar, klinik çalışmalarda tedavi görme konusunda doktorlarıyla görüşmelidir.

     

  • Tedavi Yanıtı ve Takip


    KLL’li hastaların tedavi sonuçları büyük değişiklikler göstermekte ve hastalığın evresi, yüksek riskli hastalıkla ilişkili çeşitli faktörlerin varlığı veya yokluğu, hastanın genel sağlık durumu ve diğer faktörler beklenen sonuçları etkiler. Yapılan çalışmalar yeni tedavi kombinasyonları ve yaklaşımların sürvi süresini uzatabildiğini göstermektedir. KLL hastaları potansiyel bireysel sonuçlar konusunda doktorlarına danışmalıdırlar.
     
    Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından desteklenen Çalışma Grubu KLL tedavisinin sonuçlarını tanımlamak amacıyla bazı kriterler önermiştir.  
     
    Tam Cevap (CR)
     
    • Tedavi sona erdikten sonra en az iki ay hastalık belirtisi yok ve kan sayımı normal (bir mikrolitre kanda en az 1.500 nötrofil, 100.000 platelet ve <4,000 lenfosit)
     
    • Transfüzyon olmadan hemoglobin >11 g/dL
     
    • KLL semptomları veya lenf nodu vaya dalak genişlemesi yok
     
    Parsiyel Cevap (PC)
     
    • Kan lenfositleri sayısında ve lenf nodu ve dalak büyümesinde en az %50 azalma
     
    • Aşağıdakilerden biri veya birkaçı en az iki ay sürdürülmelidir: 100.000/μL’den fazla platelet; hemoglobin >11 g/dL; veya transfüzyon yapılmadan kırmızı küre veya platelet sayısında tedavi öncesine göre %50 iyileşme
     
    Nodüler Parsiyel Cevap
     
    • TC ile aynı fakat kemik iliğinde persistan lenfositik nodüller var
     
    Progresif Hastalık
     
    Aşağıdakilerden en az biri bulunmalıdır:
     
    • Mutlak lenfosit sayısında en az %50 artış veya yüksek riskli hastalığa dönüşüm
     
    • Karaciğer veya dalak boyutunda en az %50 artış veya yeni karaciğer veya dalak büyümesi görünümü
     
    • İki hafta arayla yapılan iki ardışık muayenede en az iki lenf nodunun ürün toplamında en az %50 artış
     
    • Yeni genişlemiş lenf nodları görünümü
     
    Stabil Hastalık
     
    • Progresif hastalık olmadan TC veya PC olmaması
     
     
      
     
    Takip Bakımı
     
    KLL hastalarına tedavi tamamlandıktan sonra düzenli tıbbi takip yapılmalıdır. Tedavinin tam etkisini değerlendirmek ve ilave tedavi gerektiren herhangi bir progresif hastalık dönüşünü tanımlamak önemlidir.
     
    Minimal Rezidüel Hastalık. Bazı KLL hastalarında tedavi sonrasında kan ve kemik iliği incelemeleri gibi olağan klinik testlerle tanımlanamayacak kadar düşük seviyede KLL hücreleri kalır. Bu durum için kullanılan terim “minimal rezidüel hastalık”tır (MRH). Anormal hücrelerin varlığını saptamak için daha duyarlı testler yapılabilir. KLL hastalarında MRH’yi saptamak için kullanılan yöntemler dört-renkli hücre akım sitometri ve polimeraz zincir reaksiyonudur (PCR). PCR’nin yararı testin KLL hücresi DNA’sındaki yeniden düzenlemeyi tanıyabilme yeteneğidir. Yeniden düzenleme PCR tarafından tanımlanan ve ölçülen bir markır olarak işlev görür. Bu teknikler hastalık relapsını belirleme ve tedaviye yeniden başlama konusunda doktora yardımcı olan bilgiler sunar.
     
    KLL ve/veya diğer kanserler için tedavi alan bireyler aldıkları tedavilerin kayıtlarını muhafaza etmeleri konusunda teşvik edilirler. Bu kayıtları, hem tedavi sırasında hem de tedavi sona erdikten sonra hastanın genel sağlık sorunlarını izleyen doktorla paylaşmak iyi bir fikirdir. Deri, kolorektal, meme ve diğer kanser tiplerinin düzenli olarak taranması ve izlenmesi önerilmektedir.

     
  • Tedavinin Yan Etkileri


    Enfeksiyon. Enfeksiyonlar KLL hastalarında sık rastlanan komplikasyonlardır. Aşağıdakiler enfeksiyon riskinde artışa neden olur
     
    • Hastanın KLL hücrelerinin enfeksiyonlarla mücadele edecek antikor yapma yeteneğinin olmaması
     
    • Kanda enfeksiyonla savaşan bazı hücrelerin özellikle nötrofiller ve monositlerin sayısında azalmaya neden olan kemoterapi etkisi.
     
    Hastalığın seyri sırasında bakteriyal ve fungal enfeksiyonları tedavi etmek için genellikle antibiyotik tedavisi gerekir. Rekürren enfeksiyonları olan kişiler immün yetmezliğin düzeltilmesi için düzenli olarak immünglobulin (gamma globulin) enjeksiyonları alırlar.
     
    KLL ile ilişkili düşük kan sayımı KLL tedavisiyle etkin biçimde düzelir. Bununla beraber, beyaz küre büyüme faktörleri kullanımı tedaviden sonra beyaz küre sayısı uzun süre düşük kalan hastalarda yararlı olabilir. Beyaz küre büyüme faktörü örnekleri
     
    • Nötrofil sayısını artıran granülosit-koloni stimule edici faktör (G-CSF) [filgrastim (NeupogenR) veya pegfilgrastim ]
     
    • Nötrofil ve monosit sayısını artıran granülosit-makrofaj koloni-stimule edici faktör (GM-CSF) [sargramostim (LeukineR)].
     
    Anemi. Anemi (kırmızı küre sayısının düşük olması) kemoterapinin sık rastlanan yan etkisidir. Bazı KLL hastaları kırmızı küre sayısını artırmak için kan transfüzyonlarına veya kırmızı küre büyüme faktörlerinin uygulanmasına ihtiyaç duyabilirler. AranespR (darbepoetin alfa) ve ProcritR (epoetin alfa) kırmızı küre büyüme faktörlerine örnektir. KLL hastaları kırmızı küre büyüme faktörlerinin kullanıldığı tedavinin riskleri ve faydaları konusunda doktorlarıyla konuşmalıdırlar.
     
    Richter Transformasyonu. KLL hastalarının yaklaşık %3’ünde KLL hücrelerinin özelliklerindeki değişiklikten dolayı hastalık agresif lenfomaya dönüşür. Bu durum “Richter transformasyonu” olarak adlandırılır. Bu KLL tipinin olduğu hastalarda belirgin şekilde genişlemiş lenf nodları, ateş ve kilo kaybı olabilir. Lenf nodu dışında kalan vücut parçalarında da lenfosit tümörleri gelişebilir.
     
    Prolenfositler. KLL hastalarının yaklaşık %15’inde lenfosit ve “prolenfosit” olarak adlandırılan bir diğer beyaz kürenin karmasından oluşan lösemi hücreleri vardır (bakınız Şekil 4, Panel D). Bu KLL tipi olan hastaların çoğunda hastalığın seyri diğer KLL hastalarının seyrine benzerdir. Bununla birlikte, bu tip KLL hastalarının relatif olarak küçük bir bölümünde kan hücreleri esas olarak prolenfositlerden oluşabilir; dalak daha fazla büyüyebilir ve hastalık tedaviye daha az cevap verebilir. Bu vakaların klinik çalışma içinde yürütülen tedavinin potansiyel faydaları konusunda doktorlarıyla konuşmaları teşvik edilir.
     
    Otoimmün Hemolitik Anemi. Bazı KLL hastalarında kendi hücrelerine karşı işlev gösteren bir tip antikor oluşur. Bu “otoantikorlar” genellikle hastanın kırmızı kürelerini hedef alır ve kırmızı kürelerin hızla kandan uzaklaşmasına neden olur. “Otoimmün hemolitik anemi” olarak adlandırılan bu durum zaten düşük olan kırmızı küre sayısının etkilerini daha da kötüleştirir. Otoantikorları tanımlamak için “antiglobulin testi” veya “Coombs’ testi” kullanılır. Daha az sıklıkta antikor plateletlere karşı gösterir. “İmmün trombositopenia” olarak adlandırılan bu durum platelet sayısının belirgin şekilde düşmesine neden olur. Otoimmün hemolitik anemi ve immün trombositopenia tedavisinde bazen prednizon ve siklosporin kullanılır.
     
    İkinci Kanserler. KLL hastalarında ikinci bir kanser gelişmesi riski genel populasyondan daha yüksektir. En sık görülen ikinci kanserler melanoma, yumuşak doku sarkoması, kolorektal kanser, akciğer kanseri, skuamöz hücreli deri kanseri ve bazal hücreli karsinomadır. Tedavi sonrası bazal hücreli karsinoma rekürrens oranı da genel populasyonla karşılaştırıldığında KLL hastalarında daha yüksektir. KLL hastalarında miyeloma oranı da genel populasyondan 10 kat fazladır. Hem tedavi edilen hem de tedavi edilmeyen KLL hastalarında akut miyelojenöz lösemi veya miyelodisplastik sendromlar gelişebilir. Fludarabin tedavisinin ikinci kanser riskini artırıp artırmadığını saptamak için daha ileri değerlendirmeler gereklidir. Bununla birlikte, alkilleyici ajanlarla yapılan tedavi bazı kanser hastalarında ikinci kanser riskini artırabilir.

     
  • Klinik Çalışmalar


    Klinik çalışmalar, yeni tedavilerin yararlarını ve eğer varsa hangi yan etkilerin beklenebileceğini saptamak konusunda doktorlara yardım etmek için katı kurallar altında yürütülmektedir. Bu çalışmalarda KLL hastalarına daha iyi tedaviler sunmak ve bu hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için yeni ilaçlar, hedefe yönelik yeni tedavi tipleri ve yeni kök hücre transplantasyonu yaklaşımları incelenmektedir. Yeni tedavi yaklaşımları remisyon oranını artırmak ve KLL için iyileştirici tedaviler bulmak konusunda ümit vermektedir.
     
    Yeni İlaç Tedavileri. Klinik çalışmalarda yeni ilaçlar ve yeni ilaç kombinasyonları üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir. Amaç KLL için daha etkin tedaviler geliştirmektir. İlaç firmaları, akademik sağlık merkezleriyle işbirliği içinde klinik çalışmalar için sürekli olarak yeni ilaçlar sunmaktadırlar. Bazı klinik çalışmalarda mevcut ilaçların farklı dozlarda ve farklı şemalarda kullanımı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Klinik çalışmalarda KLL hastaları için kullanılan spesifik yeni ilaç tedavileri şunlardır
     
    Ofatumumab. Ofatumumab CD20’yi hedef alan, araştırma aşamasında monoklonal antikordur. CD20 KLL tedavisinde anahtar hedeftir, çünkü KLL hastalarının B hücrelerinin çoğunda eksprese edilir. FDA Onkolojik İlaç Tavsiye Komitesi (ODAC) Arzerra ile yürütülen klinik çalışmalardan elde edilen verilerin bu ilacın, fludarabin  ve alemtuzumab  tedavisine refrakter KLL hastalarında büyük olasılıkla fayda sağlayabileceğine işaret ettiğini belirtmiştir.
     
    Lumiliksimab. Lumiliksimab KLL hücrelerinin yüzeyindeki CD23’ü hedefleyen antikordur. Faz II ve faz III klinik çalışmalarında fludarabin, siklofosfamid ve rituksimab (FCR) ile birlikte kullanılarak relaps gösteren KLL hastalarında FCR aktivitesini artırıp artırmadığı incelendi.
     
    Flavopiridol. Az sayıda standart tedaviye cevap veren yüksek riskli genetik hastalıkları olan KLL hastalarında flavopiridol üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Fludarabine refrakter KLL veya KLL’den kaynaklanan prolenfositik lösemi tedavisinde kullanılımıyla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
     
    Lenalidomid. Lenalidomid miyeloma hastalarını tedavi etmek için kullanılan oral ilaçtır. Hastanın immün sistemini kanser hücrelerine karşı saldırmak üzere stimule eden bir immünomodulatuar ilaçtır. İdame tedavisi şeklinde verilen lenalidomidin tedavi cevabının kalitesini ve süresini iyileştirmede güvenilir ve etkin olup olmadığını saptamak amacıyla faz III çalışmasını da içeren çeşitli klinik çalışmalarda değerlendirilmiştir. Bu çalışmada lenalidomidin etkileriyle plasebonun etkileri karşılaştırılacaktır. Ayrıca KLL hastalarında ikinci kuşak tedaviyi takiben lenalidomid kullanımı konusunda çalışmalar sürdürülmektedir. Minimal olarak tedavi edilen ve tedavi edilmeyen KLL hastalarında lenalidomid, fludarabin ve rituksimab kombinasyonunun, ilerlemiş relaps gösteren veya refrakter KLL hastalarında lenalidomid, fludarabin ve siklofosfamid kombinasyonunun kullanıldığı diğer çalışmalar mevcuttur.
     
    Kök Hücre Transplantasyonundaki İlerlemeler. Klinik çalışmalarda allojenik kök hücre transplantasyonu ile ilgili yeni yöntemler üzerinde çalışılmaktadır. Araştırma ekipleri transplantasyon toksisitesini azaltmak için yeni yollar denemekte ve daha fazla KLL hastası için tedavi yöntemleri bulmaya çalışmaktadırlar.
     
    Allojenik kök hücre transplantasyonu diğer standart tedavilere cevap vermeyen yüksek riskli KLL hastalarında araştırma aşamasında kullanılan bir tedavi seçeneğidir. Kök hücre donörüyle eşleştirilebilen dikkatle seçilmiş genç KLL hastalarında uygun bir tedavi olabilir.
     
    “İndirgenmiş yoğunlukta” veya “nonmiyeloablatif” allojenik kök hücre transplantasyonu olarak adlandırılan modifiye allojenik kök hücre transplantasyonu diğer tedavilere cevap vermeyen KLL hastaları için bir diğer transplant seçeneği olabilir. İndirgenmiş-yoğunlukta transplant için hazırlanan hastalar, allojenik transplant yapılan hastalara verilen dozlarla karşılaştırıldığında daha düşük dozlarda kemoterapi ilaçları ve/veya radyasyon alırlar. Donör kök hücrelerinin rejeksiyonunu önlemek için immünsupresif ilaçlar kullanılır ve donör immün hücrelerinin melezleşmesi bu hücrelerin KLL hücrelerine saldırmasına imkan sağlar (“graft-versus-tümör etkisi” olarak adlandırılır). İndirgenmiş-yoğunlukta transplant ile test edilen teori transplant öncesi daha az toksik işlemlere maruz kalan vücudun transplanta daha iyi dayanabileceği görüşüne dayanmaktadır. Ancak, tam donör yerleşmesi meydana gelmekte ve istenen graft versus tümör etkisi ortaya çıkmaktadır.

     
  • İlişkili Hastalıklar


    Bu bölümde söz edilen hastalıklar bir tip lenfositin kanseröz transformasyonundan kaynaklanmaktadır; esas olarak kemik iliği, kan ve dalakta bu kanser hücrelerinin akümülasyonu gerçekleşir.
     
    Hematolog onkoloğun her bir hastalığı tanımlamasını sağlayan ayırt edici özellikler vardır; kanser hücrelerinin görünümü ve immünofenotipi; hücrelerin normal kemik iliği ve kan hücresi gelişimi üzerindeki değişik etkileri; ve hücrelerin böbrekler, bağırsaklar ve sinir sistemi gibi diğer vücut parçaları üzerindeki değişik etkileri.
     
    Hastalıklar farklı klinik şiddettedirler. Bu şiddet aralığının bir ucunda stabil olan ve aylarca veya yıllarca, bazen de süresiz olarak şiddetinde ilerleme görülmeyen hastalıklar vardır. Aralığın diğer ucunda tanı anında ortaya çıkan ve muhtemelen kötüye giden, acil tedavi ve sık gözlem gerektiren bazı sorunlarla ilişkili hastalıklar vardır.
     
    KLL ve İlişkili Hastalıklar
     
    Yavaş hızla ilerleyen
    Kronik lenfhositik lösemi
    Hairy cell lösemi
    Geniş granüler lenfositik lösemi
    Küçük hücreli lenfositik lenfoma
    Waldenström makroglobulinemi
     
    Daha hızlı ilerleyen
    Prolenfositik lösemi
    Mantle hücreli lenfoma
     
    En hızlı ilerleyen
    Akut lenfositik lösemi
     
    T-Hücreli KLL. T-Hücreli KLL, T-hücreli prolenfositik lösemi, geniş granüler lenfositik lösemi ve Sezary sendromu gibi kutanöz T-hücreli lenfomaları içeren diğer T-hücreli lösemi veya lenfoma varyantları içinde gruplandırılan, nadir rastlanan bir hastalıktır. T-Hücreli KLL hastalarında beyaz küre sayısı yüksektir ve dalak büyümüştür. Bu hastalık deri ve lenf nodlarını da etkileyebilir. B-Hücreli KLL’den daha hızlı ilerleyebilir. Bununla birlikte, bazı hastalarda prograsif hastalık görülmeyebilir ve uzun süre sağlıklı yaşayabilirler.
     
    Alkilleyici ajanlar gibi B-Hücreli KLL tedavisinde yararlı olan bazı ilaçlar T-Hücreli KLL hastalarının tedavisinde daha az etkinlik gösterebilirler. Ancak, alemtuzumab (Campath) hem T hücrelerine hem de B hücrelerine saldırır ve T-Hücreli KLL tedavisinde ümit verici sonuçlar ortaya koymuştur. Kladribin ve fludarabin de aktivite gösterebilirler fakat T-Hücreli KLL hastalarının tedavisinde B-Hücreli KLL hastalarından daha az etkilidir. T-Hücreli KLL olan genç hastalarda yüksek doz kemoterapinin ardından allojenik kök hücre transplantasyonu yararlı olabilir.
     
    Prolenfositik Lösemi. Bu hastalık B-hücreli veya T-hücreli tipte olabilir ve kanda çok sayıda lenfositle karakterize edilir. Bu lenfositler, KLL hücrelerine yakın olan küçük lenfositler ve akut lenfositik lösemi hücrelerine yakın geniş, daha immatür görüntülü lenfositlerin karışımıdır. Genel olarak, prolenfositik lösemi kronik lenfositik lösemi formundan daha hızlı, fakat akut formdan daha yavaş gelişir. Diğer lenfositik lösemi tiplerinin tedavisinde kullanılan ilaçlarla tedavi edilir. Buna ilaveten, prolenfositik lösemide yeni tedavi yaklaşımları üzerine çalışmalar yapılan bir dizi klinik çalışma vardır.
     
    Geniş Granüler Lenfositik (GGL) Lösemi. GGL lösemi lenfositlerin bir başka tip kronik lösemisidir. Kan mikroskop altında incelendiğinde göze çarpıcı şekilde görülen granüller içeren geniş lenfositlerle karakterizedir. Bunlar diğer KLL tiplerindeki hücrelerin özellikleri değildir. GGL lösemi ya T-hücreli tipte ya da DÖ-hücreli tiptedir. KLL’de kan lenfosit sayısı her zaman yüksektir. Ancak, GGL lösemide genellikle normal veya düşüktür. GGL lösemide karaciğer ve dalak büyüyebilirse de lenf nodları büyümez. Bu da GGL lösemiyi KLL’den ayıran diğer özelliktir. T-hücreli GGL lösemi hastalarında eğer gerekliyse düşük-doz metotreksat veya siklofosfamidle kemoterapi veya immünmodulatuar bir ilaç olan siklosporinle tedavi nötrofil sayısı ve kırmızı küre sayısının artmasında yararlı olabilir. Granülosit-koloni stimule edici faktör (G-CSF) özellikle enfeksiyon varsa nötrofil sayısının artırılmasında tedavinin bir parçası olabilir. Geniş granüler lenfositleri harap eden alemtuzumab (Campath) klinik çalışmalarda potansiyel tedavi olarak kullanılmaktadır. DÖ-hücreli GGL lösemi tedaviye çok dirençlidir.
     
     
  • Sosyal ve Duygusal Etkiler


    KLL tanısı, hastalar, aile üyeleri ve arkadaşlar arasında güçlü bir duygusal cevap oluşturmaktadır. Hiçbir cevap evrensel veya umulmadık değildir. Birçok KLL hastası başlangıçta kabul edilmesi zor olan bu tanıyla başa çıkabilir. Bu kabul genellikle zaman alır. Son yıllarda ilerlemeler kaydedildiğini ve KLL tedavisinde yeni hedefler ve ilaçların tanımlanması için araştırmalar yapıldığını bilmek hastaya yardımcı olabilir.
     
    Yeni tanı alan KLL hastaları kendi hastalıkları ve tedavisi konusunda daha fazla şey öğrenmeye odaklanmak isteyebilirler. Hastalar ve bakım verenlere, doktorlarıyla konuşmaları, soru sormaları ve korku ve endişelerini tartışmaları önerilmektedir. Hematolog onkolog gibi bir uzmandan ikinci bir görüş almak da faydalı olabilir. Sağlık hizmeti çalışanları hastayla zaman geçirir, soruları yanıtlar, duygusal destek verir ve diğer yararlı kaynaklara yönlendirirler. Tedavi başladığında birçok kişi iyileşme umuduna odaklanır. Zamanla bazı hastalar “küçük şeyler” konusunda artık daha az endişeli olduklarını ve aile, iş ve diğer insanlarla ilişkilere daha fazla önem verdiklerini söylerler.
     
    KLL hastaları özellikle ilk birkaç tedaviye bir arkadaş, aile üyesi veya bakıcıyla birlikte gitmek isteyebilirler. Diğer bir kişinin eşliği hastanın stresini azaltmaya yardım edebilir. Bu kişi hastanın soru sormasına, tedavi bilgilerini kaydetmesine ve korumasına da yardım edebilir. Hastanın bu tip bir destek alması her zaman mümkün olmadığından, KLL hastaları başka yollara başvurabilirler—örneğin, yerel veya internet destek grupları sağlık randevuları ve tedavinin diğer yönlerinin tartışıldığı bir forum yaratabilirler. Bazı hastalar zamanla sağlık hizmeti veren ekibin üyeleriyle destekleyici ilişkiler kurarlar. KLL hastaları genellikle diğer kanser hastalarını tanırlar ve bu arkadaşlık hastalara destek sağlar.
     
    Hem hastalığın seyri hem de hastaların KLL ile birlikte yaşamaya karşı reaksiyonları değişiktir. Yine de KLL hastalarının şiddetli endişeleri vardır. Bazı hastalar kendi KLL tanılarının diğer aile üyelerinin de yüksek risk altında olduğu anlamına geldiği endişesini taşıyabilirler, fakat genellikle durum böyle değildir. Bununla birlikte, eğer birden fazla aile üyesi KLL tanısı alırsa, genetik danışmanlık yararlı olabilir.
     
    Yaşam tarzı. Birçok KLL hastasının en azından bir süre yaşam tarzı değişir. KLL hastalarının ve bazen sevdikleri insanların günlük rutin işleri tedavi şemasına göre ayarlanabilir. Hastalık ve tedavinin yan etkileri KLL hastasının özdeğerini, kimliğini ve varlığını sorgulamasına neden olabilir. Bu konular, cinsel ilişkiler dahil olmak üzere her tür ilişkiyi etkileyebilir. Cinsel istek bir süre azalabilir, sonra geri döner. Bu duyguların normal olduğunu hissetmek ve birçok yan etkinin geçici olduğunu ve/veya etkin bir şekilde tedavi edilebileceğini bilmek rahatlatıcı olabilir. Korkular ve endişelerle ilgili açık, dürüst bir iletişim birçok KLL hastası için çok yararlı olabilir.
     
    Diğer yaşam tarzı konuları diyet, egzersiz ve sigara içme ve tütün çiğneme gibi tütün ürünlerinin kullanımıdır. Spesifik bir diyet tipi veya tütün kullanımının KLL riskini artırdığına dair kesin kanıt yoktur ve diyette değişiklik veya tütün kullanımını sonlandırmanın hastalığın seyrinde etkisi olduğuna dair bir kanıt da bulunmamaktadır. Bununla birlikte sağlık çalışanları hastanın sigarayı veya tütün çiğnemeyi bırakmasını tavsiye ederler ve çeşitli besin gruplarını barındıran sağlıklı, dengeli bir diyetle beslenmelerini önerirler.
     
    KLL hastalarına fiziksel olarak aktif olmaları da önerilir, çünkü fiziksel aktivite hem emosyonel sağlığa hem de fiziksel sağlığa katkıda bulunmaktadır. Ancak, hastalar egzersizin kendileri için güvenli olup olmadığını doktorlarına danışmalıdırlar.
     
    Finansman. Gelir kaybının yanı sıra ilaçlar ve işlemlerin çok pahalı olması nedeniyle KLL tedavisi birçok birey veya aile için mali bir sorun haline gelebilir.
     
    Depresyon. Hastanın ruh hali zamanla iyileşmezse tıbbi yardım almak önem kazanır. Örneğin hasta iki haftalık bir süreçte her gün deprese hissederse, doktoruyla veya sağlık ekibinin bir diğer üyesiyle temasa geçmelidir. Depresyon, hasta KLL tedavisine alınsa dahi tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Kanserle birlikte yaşayan hastalarda depresyon tedavisinin faydaları kanıtlanmıştır. Hastalar ve bakıcılar için birçok yardım kaynağı mevcuttur. Sağlık hizmetinin, tedavi seçenekleri oluşturmak, tıbbi bakım için zaman ve para bulmak ve aile üyeleri ve arkadaşlarla ilişki kurmak gibi yönleri stres yaratabilir.
     

« Geri

İçerik Ortaklarımız

Novartis Onkoloji'nin karşılıksız eğitim katkılarıyla