E-Posta: Şifre: Beni Hatırla | Şifremi Unuttum

Akut Myeloid Lösemi
 










  • AML Hakkında Genel Bilgiler


    ABD'de 2008 yılı içinde 13290 kişiye akut myeloid lösemi (AML) tanısı konulacağı tahmin edilmektedir. AML'ye yakalanma olosılığı yaşla birlikte artmaktadır. Ancak, çocuklarda ve her yaşta erişkinlerde AML ortaya çıkabilir. Lösemi olan her beş çocuktan birinde AML vardır. AML tedavisinde amaç remisyon veya tam şifa elde etmektir.

    Son 30 yılda remisyona giren, yıllarca remisyonda kalan veya tam şifa elde edilen AML hastası sayısı belirgin olarak artmıştır.
    Hastalık rehberi için tıklayınız

  • AML'nin Alt Tipleri


    AML’nin çeşitli türleri bulunur. Bunlara alt tipler adı verilir. AML tanısı alan hastaların çoğunda aşağıdaki sekiz alt tipten birisi bulunur:

    FAB sınıflaması 

    İsim                Hücre Alt Tipi
    M0                  Myeloblastik, özel analiz ile
    M1                  Myeloblastik, olgunlaşmamış
    M2                  Myeloblastik, olgunlaşmış
    M3                  Promyelositik
    M4                  Myelomonositik
    M5                  Monositik
    M6                  Eritrolösemi
    M7                  Megakaryositik


    WHOSınıflandırması (1999, AML Tanımı: Kemik İliğinde %20 ‘den fazla Blast)

    Özel  kromozaltranslokasyon ile AML

    -t(8;21) ve AML1/ETO yeniden düzenlemesiyle AML
    -t(15;17), t(11;17) ile akut promiyelositik lösemi yada diğer türlü translokasyonlar
    -Kemik iliğinde anormal eozinofilli AML ve inv(16) yada t(16;16) ve CBFβ/MYH1 yeniden düzenlemesi
    -11q23 translokasyonu ile AML (MLL geni)

    Multi-lineage displazili AML

    -Kötüleyici AML
    -Kötüleyici olmayan AML

    Terapiye bağlı AML

    -Alkilleyici ajanlar sonrası
    -Epipodofilotoksin sonrası
    -Radyoterapi sonrası

    Başka türlü kategorize edilmeyenler

    -AML minimal differensiye
    -Matürasyonsuz AML
    -Matürasyonlu AML
    -Akut Miyelomonositik lösemi
    -Akut monositik lösemi
    -Akut eritroid lösemi
    -Akut bazofilik lösemi
    -Miyelofibroz  kapsayan akut panmiyeloz lösemi

    Özel Maddeler

    -Hipoplastik AML
    -Smoulder lösemi
    Hastanın kemik iliği veya kanındaki AML hücrelerine bakılarak AML alt tipi belirlenir. AML tedavisi alt tipe göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, akut promyelositik lösemi (APL) ve akut monositik lösemi, diğer AML alt tiplerinden farklı tedavi gerektiren alt tiplerdir.

  • AML Belirti ve Bulgular


    AML’deki belirti ve bulguların bazıları birçok hastalıkla ortaktır. AML’li bir kişide meydana gelen değişikliklerden bazıları şunlardır:
    • Halsizlik ve yorgunluk
    • Fiziksel aktivite sırasında nefes darlığı
    • Soluk cilt
    • Diş etlerinde şişlik
    • Kesilerin yavaş iyileşmesi
    • Cilt altında toplu iğne başı büyüklüğünde kırmızı noktalar
    • Küçük kesilerde uzun süre kanama
    • Hafif ateş
    • Belirgin bir nedeni olmayan morluklar (çürükler)
    • Kemiklerde ve diz, kalça veya omuzda ağrı
    •  
    Bu belirtilerin herhangi birinden şikâyeti olan kişiler için en iyi öneri hekime başvurmalarının söylenmesidir.

     
  • Tanı


    Kan ve Kemik İliği Tetkikleri

    AML tanısı koymak için kan ve kemik iliği tetkikleri yapılır. Bu tetkiklerden ikisi kemik iliği aspirasyonu ve kemik iliği biyopsisidir. Kemik iliği aspirasyonunda hücre yüzeyindeki proteinlere bakılarak hücre tipi ve bazı anormallikler saptanabilir. Sitogenetik analiz ve başka testler için de kullanılabilir.

    Sitogenetik analiz, lösemi blast hücrelerindeki kromozomların incelendiği bir laboratuvar tetkikidir. Kromozomlardaki bazı değişiklikler hekimlere AML hastasını nasıl tedavi edecekleri konusunda bilgi verir.

    Kemik iliği biyopsisinde kromozom ve gen anormallikleri ile birlikte, kemik iliğindeki tutulum derecesi saptanabilir. Her iki tetkik aynı zamanda tedavinin lösemi blast hücrelerini ortadan kaldırıp kaldırmadığının belirlenmesi için kullanılır. Doktor bu tetkiklerden elde edilen bilgilere dayanarak, lösemi olup olmadığı, hastaya uygulanması gereken tedavi türü ve hasta için en iyi tedavinin hangisi olduğuna karar verir.

    Doktor, hasta için en iyi tedavinin hangisi olduğuna karar verirken hastanın yaşını, genel sağlık durumunu ve kromozomlardaki bazı değişiklikleri göz önünde bulundurur.

     

  • AML Nedenler ve Risk faktörleri


    AML, kemik iliğindeki tek bir hücrede meydana gelen değişiklik ile başlar. AML’deki lösemi hücreleri genellikle blast hücreleri olarak adlandırılır.
    Bilim adamları AML’ye yol açan hücresel değişikliklerin açıklanabilmesi için çalışmaktadır.
    Down sendromu ve Fanconi anemisi, Shwachman-Diamond sendromu ve diğer bazı nadir genetik hastalıklarda AML riski artmaktadır.
    AML ile ilgili diğer risk faktörleri şunlardır:
     

    • Bazı kemoterapi türleri
    • Diğer kanserlerin tedavisinde uygulanan radyoterapi
    • Tütün kullanımı
    • Fazla miktarda benzen maruziyeti


    Bu risk faktörleri bulunan kişilerin çoğunda AML meydana gelmezken, AML görülen kişilerin çoğunda da bu risk faktörleri bulunmamaktadır.
    AML birisinden bulaşmaz. Çok nadir olarak, aynı aile içinde beklenenden daha fazla AML vakası görülebilir. Bu ailelerdeki çocukların AML’ye yatkınlığı arttıran bir gen taşıdığına inanılmaktadır. Ailevi kanserler hakkındaki bilgilerin arttırılması ve etkili tedavilerin geliştirilmesi için çalışmalar devam etmektedir.
     

  • AML'nin Tedavisi


    AML hastalarında tedaviye hemen başlanması gerekir. AML tedavisinde tecrübeli hekimlerin yer aldığı merkezlerde tedavi görmek önemlidir.

    AML tedavisinin indüksiyon tedavisi ve konsolidasyon tedavisi adı verilen iki bölümü vardır. İndüksiyon tedavisinin amacı, mümkün olduğunca fazla sayıda AML hücresini ortadan kaldırmak ve zamanla kan hücresi sayısını normale döndürmektir. İndüksiyon tedavisinde amaca ulaşılması durumuna remisyon adı verilir. Remisyondaki hasta zamanla kendisini daha iyi hisseder; kan veya kemik iliğinde lösemi hücreleri görülmez.

    İndüksiyon tedavisi hastanede uygulanır. Hastalar genellikle üç veya dört hafta hastanede yatar. Bazı hastaların hastanede daha uzun süre kalmaları gerekebilir.

    Lösemi hücrelerini öldürmek için çeşitli ilaçlar kullanılır. Her bir ilaç türü farklı yolla etkili olur. İlaç türlerinin kombine edilmesi ilaçların etkinliğini arttırabilir. Yeni ilaç kombinasyonları üzerinde çalışılmaktadır. AML tedavisinde genellikle iki veya daha fazla kemoterapi bir arada uygulanır. Bazı ilaçlar ağız yoluyla verilir. Kemoterapi ilaçlarının çoğu, genellikle hastanın göğüs duvarının üst kısmındaki bir toplardamar içine yerleştirilen kateter yoluyla verilir. Kemoterapinin ilk seferinde genellikle tüm AML hücreleri ortadan kaldırılamaz. Hastaların çoğunda daha fazla tedaviye ihtiyaç duyulur. İndüksiyon tedavisini tamamlamak için genellikle aynı ilaçlar birkaç sefer daha kullanılır.

    AML hastaları remisyona girdiğinde genellikle biraz daha tedavi uygulamak gerekir. Çünkü, yaygın olarak kullanılan kan veya kemik iliği tetkikleriyle tespit edilemeyen AML hücreleri kalmış olabilir. Konsolidasyon tedavisi de hastanede uygulanır. İndüksiyon tedavisinde olduğu gibi hastaların üç veya dört hafta, bazen daha uzun süre hastanede kalmaları gerekebilir. Konsolidasyon tedavisinde kemoterapi ile birlikte allojenik kök hücre nakli veya otolog kök hücre nakli yapılabilir.

    İzlem

    Remisyondaki hastaların da düzenli olarak doktorlarını ziyaret ederek muayene ve kan tetkikleri yaptırmaları gerekir. Kemik iliği tetkikleri yapılması da gerekebilir. Hastada hastalık belirti ve bulguları olmadığı olduğu sürece, doktor takipler arası sürenin uzatılmasını önerebilir.

    Refrakter Lösemi ve Yineleyen Lösemi

    Bazı hastalarda tedaviden sonra kemik iliğinde hâlâ AML hücreleri bulunur. Bu duruma refrakter AML adı verilir. Refrakter AML vakalarında, tedavinin ilk bölümünde kullanılmayan ilaçlarla tedavi uygulanabilir. Bazı hastalarda ise allojenik kök hücre nakli yapılabilir.
    Yineleme olan hastalarda ise aynı veya farklı ilaçlar kullanılabileceği gibi, kök hücre nakli de uygulanabilir. AML yinelemesi olan yaşlı hastalarda gemtuzumab ozogamisin adı verilen ilaçla tedavi uygulanmaktadır.

    Çocuklarda Tedavi

    ABD’de 2008 yılı içinde 4220 çocukluk çağı (0-19 yaş arası) lösemi tanısı konulacağı tahmin edilmektedir. AML olan çocuklarda indüksiyon tedavisine iki veya üç ilaçla başlanır. AML’li bir çocukta remisyon sağlandıktan sonra daha güçlü bir tedavi uygulanması gerekir. Buna konsolidasyon tedavisi adı verilir. İndüksiyon tedavisinden sonra genellikle bazı AML hücreleri kaldığından bu tedavinin uygulanması gerekir. Kalan bu AML hücreleri, standart kan veya kemik iliği tetkikleriyle gösterilemez. Çocuklarda konsolidasyon tedavisinde birçok kemoterapi uygulanır.

    AML olan her beş çocuktan dördünde remisyon elde edilir. AML’li çocukların yaklaşık yarısında beş yıl sonra herhangi bir hastalık bulgusu görülmez. Bu çocukların çoğu tam şifaya kavuşmuş kabul edilir.

    Aşağıdaki durumlardaki çocuklarda AML tedavisi ile remisyon veya tam şifa şansı daha düşüktür:

    -Akyuvar sayısının çok yüksek olduğu akut myeloid lösemi olması
    -Çocuğun bir yaşından küçük olması
    -AML hücrelerinde normal olmayan kromozomlar bulunması 
     
     Yüksek doz kemoterapiden sonra iyileşme olmayan veya yineleme meydana gelen çocuklara allojenik kök hücre nakli yapılabilir. Anne-baba ve büyük yaştaki çocuklarla bu yöntemin yarar ve riskleri konuşulmalıdır.

    Çocuklarda Tedavinin Uzun Dönem ve Geç Etkileri

    Nakil ve diğer tedaviler, çocuğun büyümesi, hormonları, kalp ve diğer organlarını kapsayan uzun dönem ve ya geç etkilere yol açabilir. Lösemi tedavisi ayrıca öğrenme becerilerinde sorunlara neden olabilir. Özel eğitim yöntemleriyle bu çocukların öğrenmesi sağlanabilir. Sorunların erken fark edilmesi önemlidir.

    Yaşlılarda Tedavi

    Hastaların en az yarısı tanı konulduğunda 65 yaşın üzerindedir. Genel sağlık durumu iyi olan yaşlı hastalara, genç erişkinlerde uygulanan kemoterapi dozu verilebilir. Bazı durumlarda ise hastalarda kalp, akciğer, böbrek veya şeker hastalığı bulunabilir. Tedavide kullanılacak ilaç ve doza karar verilirken diğer tıbbi durumlar da göz önünde bulundurulur. Doktor tedavi kararı verirken hastadaki AML tipini, hastanın fiziksel durumunun tedaviyi kaldırabilecek düzeyde olup olmadığını ve hastanın tedavi yaklaşımı ile ilgili düşüncelerini de dikkate alır.

    AML Alt Tiplerinin Tedavisi

    Akut promyelositik lösemi tedavisi
    Akut promyelositik lösemi en çok şifa elde edilen AML tipidir. Akut promyelositik lösemi hastaları, A vitamini türevi bir madde olan all-trans retinoik asit (ATRA) ile tedavi edilir. Bu tedavi kemoterapi ile birlikte uygulanır. Bu tip lösemilerde genellikle başarıyla remisyon elde edilir. Akut promyelositik lösemi tedavsinde kullanılan bir başka ilaç arsenik trioksittir (ATO). Löseminin yinelediği veya kemoterapi ve ATRA ile kontrol altına alınamadığı hastalarda kullanılabilir.

    Akut Monositik Lösemi Tedavisi
    AML’nin bir alt tipi olan akut monositik lösemide, lösemi hücrelerinin omurga kanalı veya beyni istila etme olasılıkları daha fazladır. Ulaşılması zor olan bu hücreleri ortadan kaldırmak için omurga kanalı içine kemoterapi uygulanır. Lumbal ponksiyon (belden sıvı alma) adı verilen bir işlemle omurga kanalına iğne ile girilir; beyin-omurilik sıvısı alınarak kemoterapi ilacı enjekte edilir. Bazen omurilik veya beyindeki büyük hücre kitlesinin ortadan kaldırılması için radyoterapi de uygulanabilir.

     

  • Otolog Kök Hücre Nakli


    Kök hücre nakli için uygun verici bulunamayan hastalarda çok yüksek doz kemoterapi ve otolog kök hücre nakli uygulanabilir. Otolog kök hücre naklinin amacı, yüksek doz kemoterapi sonrası vücudun normal kan hücresi üretme yeteneğini yeniden kazandırmaktır.

  • Hastalık ve Tedavinin Yan Etkileri


    Tüm hastalarda yan etki görülmez.

    Ancak, kemoterapi ve radyoterapi genellikle hastanın kan sayımına etki eder. Alyuvar sayısı azalabilir,  bu duruma anemi adı verilir. Alyuvar sayısını arttırmak için genellikle kan transfüzyonu (kan bağışı ile elde edilen kan hücrelerinin hastaya verilmesi) gerekir. Hastalarda genellikle trombosit sayısı da düşer. Hastanın trombosit sayısı çok düşükse kanamanın önlenmesi veya tedavisi için trombosit tronsfüzyonu gerekir. Akyuvar sayısındaki uzun süreli büyük azalmalar enfeksiyonlara yatkınlığı arttırır. Bu tür enfeksiyonlarda, akyuvar sayısı artıp enfeksiyon ortadan kalkana kadar antibiyotik tedavisi uygulanır. Enfeksiyon meydana gelen hastalarda öksürük, boğaz ağrısı, idrar yaparken ağrı ve ishal görülebileceği gibi;  sadece ateş ve titreme de görülebilir.

    Bakteri, virüs ve mantar enfeksiyonu riskinin azaltılması için, hasta, ziyaretçi ve sağlık personelinin ellerini çok iyi yıkamaları gerekir. Ayrıca, hastanın santral yolunun temiz tutulması, diş ve diş eti bakımı ile ilgili önerilere harfiyen uyulması gerekir.
    Tedavi süresince sık sık tam kan sayımı yapılır. Alyuvar veya trombosit sayısı çok düşük ise transfüzyon yapılması gerekebilir. Akyuvar sayısının düşük olduğu bazı durumlarda bu sayıyı yükseltmek için büyüme faktörleri verilebilir. G-CSF (Filgastrim veya pegfilgrastim ) ve GM-CSF (sargramostim) akyuvar sayısını arttıran ilaçlardır. Doktorunuz nötropeni (nötrofil sayısının normalden düşük olması) ve toplam akyuvar sayısındaki nötrofil miktarı olan mutlak nötrofil sayısından (ANC) söz edebilir.
    Tedavinin diğer yan etkileri arasında ağızda yaralar, döküntü, ağız kuruluğu, ishal, bulantı, kabızlık, saç dökülmesi, kusma ve çeşitli besinlerin tadında değişiklik yer alır. Bulantı, kusma ve diğer yan tesirlerin önlenmesi veya tedavisinde ilaç veya başka tür tedaviler yararlı olabilir.

    Bazı AML hastalarında kemoterapi sonucunda kanda ürik asit miktarı artabilir. (Bazı hastalarda hastalığın kendisi de ürik asit üretimine neden olur.) ürik asit vücutta yapılan bir maddedir. Ürik asit düzeyinin yüksek olması böbrek taşı oluşumuna yol açabilir. Ürik asit düzeyi yüksek olan hastalara allopurinol adı verilen ilaç ağız yoluyla verilebilir. Ürik asit düzeyinin düşürülmesinde kullanılan bir diğer ilaç ise toplardamar yoluyla verilen rasburikaz’dır .

  • Klinik Çalışmalar


    Klinik çalışmalar yeni ilaçların, yeni tedavilerin veya onaylanmış ilaç ve tedavilerin yeni kullanım alanlarının araştırılması amacıyla yapılır. Araştırmalar sayesinde daha fazla sayıda AML hastasının remisyona girmesi, remisyonda yıllarca kalması veya şifa bulması mümkün olmuştur. Gelecekteki araştırmaların hedefi daha fazla hastaya yararlı olacak tedavilerin geliştirilmesidir.

    Bilim adamları yeni ilaçlar ortaya çıkarmaya veya doğal kaynaklardan elde etmeye çalışmaktadır. Ayrıca halen kullanımda olan ilaçların yeni kombinasyonları üzerinde de çalışmaktadırlar. Araştırıcılar, vücudun doğal savunma sistemlerini destekleyen, immünoterapi adı verilen yöntemler araştırmaktadır. Tüm bunların amacı, AML hücrelerinin öldürülmesi veya çoğalmalarının önlenmesidir.

    Araştırıcılar ayrıca, myeloablatif olmayan kök hücre nakli adı verilen bir tür kök hücre nakli üzerinde çalışmaktadır.

    Bilim adamları, hücreler tarafından yapılan doğal maddeler olan sitokinler üzerinde de çalışmaktadır. Sitokinler laboratuarda da üretilebilir. Tedavi sırasında kan hücresi sayısının normale döndürülmesi veya bağışıklık sisteminin desteklenerek lösemi hücreleriyle daha iyi mücadele etmesini sağlamak amacıyla sitokinler kullanılabilir.

    Kromozom değişiklikleri türü gibi hastadaki lösemi alt tipine dayanan, lösemiye özgü tedaviler üzerinde de çalışılmaktadır.

    İlaçlar, bazı hastalardaki AML hücrelerini diğer hastalardaki kadar kolayca öldüremeyebilir. Buna ilaç direnci adı verilir. Araştırıcılar, bazı AML hücrelerinin neden kemoterapiye dirençli olduğunu açıklamaya çalışmaktadır. Bu sayede daha iyi tedavilerin geliştirilmesi mümkün olacaktır.

    Bilim adamları, normal bir hücrenin AML hücresine dönüşmesine yol açan genetik değişiklikleri tam olarak belirlemeye çalışmaktadır. Bu araştırmalar yeni tedavilerin geliştirilmesini sağlayacaktır. Bu tedaviler, kansere yol açan genlerin (onkogen adı verilir) etkilerini bloke edebilir.

    Altmış yaş veya üzerindeki, sitotoksik tedaviye uygun olmayan CD33 pozitif AML hastalarında, ilk yinelemenin tedavisinde gemtuzumab ozogamisin kullanımı FDA tarafından onaylanmıştır. Yineleyen AML tedavisinde kullanılan ilaçlarla bu ilacın kombinasyonu üzerindeki çalışmaların yanı sıra; akut promyelositik lösemi tedavisinde kullanılan ALL-trans retinoik asit (ATRA) ve arsenik trioksit (ATO) ile kombinasyonu da araştırılmaktadır.
     


« Geri

İçerik Ortaklarımız

Novartis Onkoloji'nin karşılıksız eğitim katkılarıyla